31 Ağustos 2012 Cuma

Hurmalı Kurabiye


Bugün ki kurabiyemiz Lübnan mutfağına ait .Hurmalı kurabiye .Biz hurmayı sadece ramazan günlerin de tüketiyoruz .Hurmalı kurabiyeyi daha önce hiç duymamıştım da yememiştim de .Arkadaşım da ilk yediğim de çok beğendim .Sagolsun o da  birkere daha yaptı bu sefer hemen fotoğrafını  çektim .Benim kadar şanslı olanlar bolca değişik yemekler tadabiliyorlar arkadaşlarında .
Arap mutfağı bize okadar yakın ki ..Damak zevklerimiz hemen hemen aynı .Lübnanlı arkadaşlarımın evin de pişen yemeklerin tadı kokusu bizimkilerle paralel .Bu evlerşn mutfağının önünden geçip koklayanlar ,bir türk 'ün orada  yaşadığını düşünebilirler .
İşte Lübnanlı arkadaşım Manal'ın yaptığı Hurmalı kurabiye tarifi.
-2 bardak irmik
-1 bardak un
-1 çay kaşığı kuru maya (2 yemek kaşığı ılık suyun içerisin de eritilmesi gerekiyor)
-1 bardak sıvıyağı veya eritilmiş tereyağ
-2 yemek kaşığı portakal suyu
-2 yemek kaşığı gülsuyu

içi için :
-yumuşak hurma
-2 çay kaşığı tereyağ
-1 parça mahlep (arzu edilirse)

Üzeri için :
-1 Bardak  pudra şekeri

Genişçe bir karıştırma kabına irmik  ve unu  ,yağını karıştırınız.(Tarifte  üzerini bir havlu ile örterek  bir gece bekletiniz deniyor ,kendim yapmadığım için yorumda bulunamayacağım denemek gerek)
Portakal suyunu ,eritilmiş mayayı ,gülsuyunu  karıştırma kabının içine alarak hamur elde edilir .Eğer çok sert olursa bir parça su ilave edilerek hamur yumuşatılabilir.
İçi için tereyağ ve çekirdekleri çıkarılmış hurma  tavaya lınarak birkaç dakika pişirilir,istenirse mahlep ilave edilir ve iyice ezilir .
Hamurdan ceviz büyüklüğün de parçalar koparılarak  içerisine hurmalı içten konur ve şekil verilir .Arzu ederseniz  kurabiye şekillerinden yararlanarakta içlerini doldurabilirsiniz.
Önceden ısıtılmış fırında üzerleri altın sarısı olana kadar pişirilir .
Fırından çıkarınca kurabiyelerin üstüne pudra şekeri serpilir .
Hava almayan bir kapta muhafaza edilirse kurabiyeleriniz uzun süre dayanabilir .
 

28 Ağustos 2012 Salı

Browni Kurabiye



                                                                   

Kızım ilkokula başladı ,zamanın geçtiğinin en güzel kanıtı çocuklar değil mi ?Minicik bebeklerimiz kucaklarımızdan iniyor kreşe gözyaşlarıyla gidiyor Sonra bir bakıyoruz okul yollarını arşınlıyor .İlk Almanya ya taşındığımız da 6 aylık bebek olan gülüm ,şimdi 6,5 yaşın da  okul çocuğu oldu .Annesi ondan daha heyecanlıydı , kalbim ağzımda okuldaki ,kilise deki törene gittim.
O ise son derece sakin ve mutluydu ,arkadaşlarını da önceden tanıdığı için güle oynaya sınıfının içerisine girdi .Allahım sağlık ve ömür verirse uzun yıllar devam edecek okul hayatına merhaba demiş oldu .Hepimizin çocukları emeklerinin karşılığını alırlar inşallah.

Gelelim kurabiyemize ,20 gün sonra evlenecek olan eşimin yeğeni kendi elleriyle  Adapazarın da bize yaptı .Ben de resimlerini çektim .Umarım yeni evinde de eşine ve tüm sevdiklerine  lezzetli yemekler ,kurabiyeler yapar .Evinin huzuru bol ,mutluluğu çok olur.

Browni Kurabiye için ise gerekli malzemeler,
-250 gr margarin yumuşak
-2 yumurta
-2 kahve fincanı şeker
-3 çorba kaşığı kakao
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-Alabildiği kadar un

Şerbeti için
-1,5 su bardağı şeker
-1,5 su bardağı su

İlk olarak şeker ve yumurtayı elimizle iyice karıştırıyoruz içerisine  yumuşak margarini ve diğer malzemeleri ekliyoruz.
Herzaman ki gibi kulak memesi kıvamında  bir hamur elde ediyoruz.
Hamurdan ceviz büyüklüğün de parçalar kopararak elimizle yuvarlıyoruz.Üzerlerine hafifçe bastırarak yağlı kağıt serilmiş tepsiye diziyoruz.
Önceden ısıtılmış fırın da  pişiriyoruz.
Ayrı bir tencere de kaynamış suyun içerisine şekeri koyarak şerbeti hazırlıyoruz.Soğutulmuş şerbetin içerisine kurabiyeleri batırarak bir iki  dakika içerisin de tutuyoruz.Arzu ederseniz üzerini hindistan ceviziyle süsleyebilirsiniz.Afiyet olsun.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Eve Dönüş-Dersaadet (iSTANBUL)

Uzun bir tatil yaptıktan evimize kavuştuk .Yuvamızı özlemişiz .İnsanın evi Mozambik çöllerinde bile olsa sanırım gözüne cennet parçası gibi görünüyor .İlk iş toplam ağırlığı 60 kg olan 3 kişiye ait  bavulların yerleştirilmesi ,sanki tüm gardrobu toplayıp götürmüşüz  üstüne bir de memleketimin güzide pazarlarından,dükkanlarından   alınan çeşit çeşit kıyafetler ek
lenince bizim bavullar kaya  ağırlığına erişiveriyor.Sonra ki gün sabah 8 de heyecanla başlayan temizlik  çalışmaları  halen bitirilemedi .Blog  sayfamı güncellemeye de ara verince birkaç gün elim bilgisayara bir türlü gitmedi .Fotoğrafları yüklerken istanbul'un güzelliği birkere daha beni benden aldı .Binlerce yıldır varolan ,nice medeniyetlere nice kültürlere ev sahipliği yapan 24 saat yaşayan etkileyici şehir .Bir haftalık süre boyunca Heybeliada da teyzemler de kaldım ve hergün  vapurla İstanbul'a geldim .Kimi sefer Bostancı da arkadaşımla buluştum kimin de kabataştan Galata kulesine yürüyüş yaptım .Tüm tarihi turistik mekanlarına ayak bastım ,yıllardır görmediğim lise arkadaşlarımla buluştum .Nasıl olduğunu anlayamadan ,sanki hiç ara vermemişiz gibi kaldığımız yerden  sohbet edebildik .Ve bir kere daha anladım ki eski dostların yeride ,tadıda ,muhabbeti de bir ayrı oluyor.
Bir günü ise sadece kızıma ayırdım,onun ülkesini daha iyi tanıması için Ayasofya'ya ,sultanahmet camiine ,Yerebatan sarnıcına götürdüm .Alman arkadaşları İstanbulu görmek için can atarken ,kızım kendi kültürel zenginliğiyle gurur duydu .6 haftalık Tatilimiz  boyunca yaklaşık 50 saat otobüs yolculuğu yaptık .Tokat,muğla ,bodrum ,adapazarını ziyaret ettik .Diğer şehirlerin fotoğrafları ve ayrıntılarını ilerde yazacağım bugün sadece muhteşem İstanbul var .
 
                                
Arkadaşımın beni götürdüğü kafede kahvelerimizi yudumlarken tüm Boğaziçini kuşbakışı seyrettik .Masamızın yanına kadar yanaşan martılar ise yakından korkunç görünüyorlardı.



 Denizin kokusu ,rengi ,esintisi istanbul da bir ayrı mı güzel?Yoksa ben turist olduğum için mi bukadar özel geldi .Acaba trafikte ,yağmurda ,çamurda ,karda nasıl oluyordur İstanbul?
 Heybeliada dan  Bostancıya vapur yolculuğu sırasında çekildi bu fotoğraf .Ruhban okulu yeşilliklerin arasında .

İstanbulu Araplar istila etmiş ,ama adaları da martılar .Sabah gün doğmadan bet sesleriyle bağrınmaya ,yırtınmaya başlıyorlar ,Dar sokakların arasında insandan  kaçmadan yürüyüş yapıyorlar .



Dolmabahçe sarayını gezmek istedik ancak en az 1 saat süren kuyruğu gördüğümüz de  aklımız sarayda kalarak yolumuza devam ettik .İstanbulun dünya çapın da bir marka olduğunu ziyaret eden turist sayıları daha iyi gösterir .Her milleten yüzlerce insan ,sırada Dolmabahçe sarayını görmek için bekliyordu.

Yerbatan sarnıcı ve yılansaçlı medusa heykeli.
Kiraladığımız kulaklıklarla yerebatan sarnıcının tarihini ,yapım aşamlarını ayrıntılarıyla dinleyerek bilgi aldık.
Ve Ayasofya ...

Muhteşem mozaiklerden kalanlar.
Üzerleri sıvayla kapatılan mozaiklerden ,resimlerden restorosyonla gün ışığına çıkarılan bölümler.
İçiçe geçmiş kültürler ,dinler bizim zenginliğimiz .Geçmişimiz ,bugünümüz ve çocuklarımıza bırakacağımız geleceğimiz.
Kubbeye söyleyecek söz ,yazacak kelime bulamıyorum .
İstanbul'un simgesi camilerimiz.
Mısır çarşısına bir girdik saatler sonra çıkabildik .Çeşit çeşit baharatlar ,hediyelikler ,lokumlar ,eşarplar ,kokular .İstanbulu tanıtmanın en iyi yolu mısır çarşısına turisti götürmek diye düşünürdüm ama yanılmışım .Satıcıların gürültüsü otogarlardaki çığırtkanlardan farklı değildi .

Şimdilik İstanbul görüntüleriyle size merhaba diyorum yemekler ,yemek tarifleri  temizlik işlerinden sonra .
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...