30 Eylül 2012 Pazar

Memleket Meseleleri



Hiç yazasım bugün ,kafayı fena halde memleket meselelerine taktım .Gözümü açtığım her sabah bugün memleketim de olağanüstü yine ne olmuş diye bakıyorum .30  eylül 2012  pazar sabahından bildiriyorum ki bu saate kadar olan sıradışı bir durum yok .Yine kadın cinayetleri ,kaybolan çocuklar ,benzıne yapılan zamlar ,1 şehit cenazesi söz konusu ki ;onların herbiri artık rutin olaylar .
20 şehit topluca heba edildi mi ,haberler de 40 sn den fazla yayınlanıyor ,komşu ülkelere yeni bir nota verildi mi ,sular biraz daha ısındı mı ...AAAA ne olacak bu memleket hali diye ,kahvelerde ,günler de konuşulmaya başlanıyor .Ama onun dışın da yok ,yok kardeşim tepki yok .Hiçbir şey biz Türkleri  sokağa çıkmaya ,hakkımızı aramaya itemez .En fazla bir futbol takımı maç kazandığın da elimize bayraklarımızı alır ,dışarı da Arabamızla iki tur atarız  o kadar .
Balyoz davası sonuçlanır ,kiminin  yüreği yanar ,kimisi de kenardan hain hain güler "oooh oldu onlara ,darbe yapacaklardı zaten" der .İyi de Engin Alan gibi Apo yu Türkiye ye getirmiş komutanın  ,gözünü kırpmadan bu ülke için canını verecek askerlerin ,paşaların ,yine bu ülkeye hıyanet edebileceğine nasıl inanırsın ey türk milleti .Bu kadar şehit haberinin üstüne ,bu kadar kıymetli askerin  silivri de hapis yatması adalet mi ?Şimdi eski genel kurmay başkanı açıklama yapıyor _onlar suçsuz - diyor .Çok geç değil mi ,mahkeme de gelip konuşsaydı olmaz mıydı ?

Hangi partiye oy verdiğimizin bir önemi yok .Sünni ,alevi ,zaza ,kürt ,laz olduğumuzun da  ...Bu ülke üstüne yıllardır oynanan oyunlar sonuca ulaşıyor .Bizi birbirimize düşman ediyorlar .Sen bana kızıyorsun alevi olduğum için ,ben ona kızıyorum ,kürt olduğu için ,o berikine kızıyor Akp yi savunduğu için .

İnternette doşalan bir resim var ,küçük bir kız çocuğu üzerinde üniformasıyla Recep Tayyip Erdoğanın resmini yırtıyor .Altındaki yorumlardan bazıları okul önlüğü giymiş çocuğu kazığa oturtmaktan bahsediyor .Ailesi AKP li değil diye ,eline bir resim tutuşturulmuş küçük bir çocuğa karşı bu eylemin düşünülmesi bile bir suçtur .Bizim ecdadımız ,yüzyıllardır fetihlerde bulunurken bile daha hoşgörülü daha adildir .Şimdi 21 yüzyıl da bu yobazlık ,bu tahammülsüzlük nedendir .

Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal ...

Gün gelir benim güzel memleketim de aydınlıklara kavuşur .Üzülme sen .

21 Eylül 2012 Cuma

Şeker Hamurlu Kurabiye Çalışmaları -2


Şeker hamuruyla uğraşmak o kadar zevkli ki...Tadını sevmesem de ,şeker oranını çok yüksek bulsam da yapmaya ,süslemeye bayılıyorum .Türkiye de fondant yani şeker  hamurunun  fiyatların yüksek olduğunu biliyorum .İmkanı ve vakti  olanların  denemesini tavsiye ederim .Ben daha önce yaşpastaların üzerin de ve kurabiye denemelerini yapmıştım .Şimdi kızımın okul kermesi için yeni çiçekler yaptım ..Tarifi   ise,

-250 gr margarin(oda sıcaklığında)
-1 su bardağı pudra şekeri
-2 adet yumurta
-1 paket vanilya
-1 paket kabartma tozu
-1 çay kaşığı tarçın
-1 çimdik tuz
-alabildiği kadar un

İlk olarak yağ ve şekeri mikserle iyice çırpıyoruz.Yumurtaları da içerisine kırarak çırpmaya devam ediyoruz.
Ayrı bir kapta un ,kabartma tozu,tuzu karıştırıyoruz.
Bu Malzemelere tarçın ve vanilyayı da ekleyerek unu koyuyoruz.İyice yoğurarak hamurun üzerini kapatıp  buzdolabın da bir saat dinlendiriyoruz.
Daha sonra  merdaneyle hamuru açıp ,çeşitli şekillerle kesiyoruz.Çöp şişlere batırıp  yağlı kağıt serilmiş önceden ısıtılmış   fırın da 175 derece de yaklaşık 15 dakika pişiriyoruz.Fırından çıkan kurabiyeleri kenarda beklemeye alıyoruz .
Gelelim şeker hamuruna ,açabilmek için altına un ,nişasta serpin diyor ustalar ama ben hiç birşey serpmeden açtım merdaneyle .Sadece ılık fırında ,poşetinden çıkararak birkaç dakika ılıttım şeker hamurunu ,arzu ederseniz mikro dalgada da bir kaç saniye tutabilirsiniz .Sıcak olmayacak yalnızca ılık olacak böylece daha kolay açılıyor .Benim kendime göre bulduğum yol buydu .Aynı  kalıplarla şeker hamurlarını kestim.Kurabiyeleri ballı suyla ıslatarak kestiğim parçaları üzerine yapıştırdım .Geri kalan ise süslemek .Bu ise tammamen herkesin zevkine ,elindeki malzemelere göre yapabileceği çalışmalar .


 


17 Eylül 2012 Pazartesi

Limonlu Kek

Bana kek kalıbı dayanmıyor ,ya çok kek yapıp eskitiyorum ,ya kalitesiz kek kalıpları alıyorum  yada  kullanmayı beceremiyorum bu kaçıncı kek kalıbı çöpü boyluyor .
Sebebini bilmiyorum ama aldığım kek kalıplarının teflon olanları bir süre sonra soyulmaya başlıyor ,metal olanları paslanıyor .En iyisi  fırın tepsisin de mi pişirmek acaba ?
Neyse aşağıda ki tarif evimiz de uzun süre önce yapılan bir kek .Resimlerini arşivde buldum .Mis gibi limon kokusu  evimizi kaplamıştı pişerken .Kalıp ise bir kaç kere kullanıldıktan sonra yine beni hüsrana uğratmıştı.

Limonlu kek için gerekli malzemeler ,
-3 yumurta
-1 su bardağı şeker
-1 su bardağı  süt
-yarım su  bardağı sıvıyağı
-1 paket kabartma tozu
-1 paket vanilya
-2.5 su bardağı un
-1 limonun kabuğunun rendesi
-1 küçük paket limon aroması
 İlk olarak yumurta ve şeker mikserle iyice çırpılır . Yumurtalar oda sıcaklığın da olmalı ve çırpma işlemi krema kıvamına gelene kadar yapılmalı.
İçerisine sıvıyağı ,süt kabartma tozu ,vanilya  ilave edilir .
Limon aroması ve ince rendelenmiş limon kabuğu da eklenir .
Elenmiş un da yavaş yavaş eklenir ve çırpılır .
Kalıp margarinle yağlanır ,Önceden ısıtılmış fırında 180 derece de yaklaşık 40 dakika pişirilir .Fırının kapağı ilk 20 dakika açılmaz daha sonra ise kürdanla pişip pişmediği kontrol edilir .Sevgilerimle.



Kekin için de kullanılan limon aroması.
 

13 Eylül 2012 Perşembe

Fasülye Piyazı


Bir hafta sonra Adapazarın da düğünümüz var .Eşimin yeğenini evlendiriyoruz .Evlilik hazırlıkları yapan tüm gençler ,aileler gibi tatlı hoş telaşlar yaşanıyor ailede de .Bu dügün olayının aile fertleri üzerinde garip bir etkisi var .Düğün süresince uzun süredir görünmeyen akrabalar görünüyor ,iyi dileklerde bulunmak üzere konuşuluyor ,sıcak ortamın etkisiyle arayı fazla açmadan tekrar buluşma sözü veriliyor .Sonra ise yeni bir düğün veya cenazeye kadar tüm aile biraraya gelemiyor ..En zevkli  bir o kadar da zevkli kısım ise ""Ne giyeceğim ? derdi .Geçen yıllara inat herkes o gün iyi görünmek istiyor ,kiloların saklanmasını  kırışıklıkların kuaför de yok edilmesini arzu ediyor .
Masa da otururken ise gelip geçene bakılarak kim ne giymiş kritikleri yapılıyor .Herkes moda uzmanı oluyor böyle düğünlerde .Kendi giyeceği kıyafete bir sene kafa patlattıktan sonra giyim -kuşam konusunda abiye kıyafetler konusun da master yapıyor bayanlar .Çok bilmiş bir şekilde yanında ki kız kardeşin kulağına eğilerek ;
-Zeyneb'i gördün mü ?Koca poposuna bakmadan nasıl da fırfırlı kabarık mavi elbiseyi giymiş.
diye fısıldanıyor .
Ben ise 4000 km öteden gidemeyeceğim düğünle ilgili kritik yapıyorum .Uzun bir yaz tatili yaptıktan sonra maalesef 2.kereTürkiye 'ye uçamayacağız .Küçük kızım ve ben buradayız .Büyük kızımla eşim bizi de temsilen düğüne gidecekler .Artık onlar döndüğünde ben de kim ne giymiş ,ne haldeymiş öğrenebilirim .Tabii erkeklerle dedikodu yapmakta hiç zevkli olmuyor .Hemen konuyu kapatıyorlar ,cevap vermiyorlar .Oysa bir bayanla konuşmak öyle mi ,benim tam da şuan uzattığım gibi uzatır da uzatır.......
Neyse bukadar muhabbetten sonra piyazımıza gelelim.

Piyaz yapacağım zaman sırf bu iş için ayrıca fasülye haşlamıyorum .Kuru fasülye yaptığım da ölçüyü biraz fazla tutarak haşlanmış  kuru fasülyeden bir miktarını ayırıyorum ve buzluğa koyuyorum .Böylece elimin altın da heran haşlanmış kuru fasülyelerim oluyor .Tamam suyunu süzdürüp ,buzu çözüldüğü zaman fasülyeler çok  da diri görünmüyor ,tipi biraz kaymış oluyor  ama varsın olsun .Yemeğin yanın da azıcık bir piyaz yapacağim diye kendime ekstra iş çıkarmayı düşünmüyorum .Ama siz arzu ederseniz fasülyelerininizi bir gece önceden suda bekletin  ve ertesi gün suyunu süzerek ,üzerini 2 parmak geçecek kadar suda yumuşayıncaya kadar haşlayabilirsiniz.

Benim yemeğin yanında yaptığım pratik piyazım için kullandığım malzemelerim ,
-1 su bardağı haşlanmış  kuru fasülye
-2 adet yeşil soğan
-2 adet domates
-1 adet sivri biber
-birkaç dal maydonoz
-yarım limon suyu
-3 yemek kaşığı sirke
-tuz
-2 yemek kaşığı zeytinyağı
 Ayrı bir kase de limon suyu ,tuz ,zeytinyağı ve sirkeyi  karıştırarak sosunu hazırlıyoruz  .Sosu fasülyelerin üzerine  dökerek bir süre bekletiyoruz.
Domateslerin  kabuklarını soyuyoruz ,biberin çekirdeklerini çıkarıyoruz ,soğanla beraber tamamını küçük küçük doğruyoruz .Ve tamamını birbirleriye harmanlıyoruz .Üzerini  pancar turşusuyla süsledim .Siz arzu ederseniz zeytinle veya konişon turşuyla da süsleyebilirsiniz.Sevgilerimle.
 

12 Eylül 2012 Çarşamba

Konuk Yazar Oldum


Dün bir arkadaşım blogger da yeni bir blog başlattı. Adı Ortak Mutfak. Yemek tarifleri yayınlayan blogçuları bir araya toplamayı ve ortak bir platformda buluşturmayı hedefliyor.

Benim gibi yemek tarifleri üzerine blogu olan blogçular Ortak Mutfak da yazar olabiliyorlar ve böylece daha geniş kitlelere ulaşma şansını yakalıyorlar. Ayrıca burada yazdıkları makalelere kendi bloglarının linkini ekleyerek bloglarına daha fazla ziyaretçi gelme imkanına kavuşuyorlar. Kendi bloğumuza olan link sayısı arttıkça da, google gibi arama motorlarında daha üst sıralarda listelenme şansımız artıyormuş.

Fikir bana fena gelmedi ve Ortak Mutfak da ilk konuk yazar olma şerefine eriştim ve ilk yazımı dün akşam yazdım. Daha detaylı bilgiyi http://ortakmutfak.blogspot.de/2012/09/neden-ortak-mutfak.html adresinde bulabilirsiniz.

10 Eylül 2012 Pazartesi

Pişi Tarifi


Bazen bir beceriklilik geliyor ki sorma gitsin .Mutfaktan çıkmak istemiyorum ,elimde bez dolaşıyorum ,hızımı alamıyorum bahçeye çıkıyorum ,yaprakları tırmıklıyıp ,toparlıyorum ,koşa koşa kilere inip elektrik süpürgesiyle temizliyorum .Kalan çamaşırları ütülüyorum .Bazen ise sanırsınız benden tembel yok bu dünya da ayağımı uzatıp yatıyorum ,dışardan pizza söylüyorum .Velhasıl ruh halimize göre hayatımız değişmiyor mu hepimizin .
Kimi gün dünyayı biz yaratmış oluyoruz ,kim,i gün tüm düya bize karşı oluyor .Baz
Bu çalışkan saatlerimin birisi de geçen pazar sabahına denk geldi gözümü açtım anın da pişi yapmaya karar verdim .Oysa benim gibi pazar sabah kahvaltı angaryasından hoşlanmayan için büyük bir lükstü bu kızartma işi .Ama yine de daha yatakta hamur kızartmasının kokusu burnuma gelmeye başladı .
Daha üstümü değiştirmeden pijamalarımla ,hamuru yoğurmaya başladım .
Bunun için ise ;
yarım kase sütü ılıtarak içerisine yarım yaş mayayı ezdim .Sonra 1 tatlı kaşığı şeker ve biraz daha az tuz koyarak  beklettim .Sonra ver elini hamurla münasebet .Nekadar un kullandığıma ölçü veremeyeceğim  maalesef .Ama yumuşak bir hamur elde edene kadar güzelce yoğurdum .
Sonra ise kenarda beklemeye bıraktım .Üzerini iyice öreterek ılık bir ortam yarattım hamuruma .
Bu arada üstümü değiştirdim ,yatakları toparladım ,mutfağımı temizledim ,hatta çamaşır bile astım .Hooop geçti bir saat ..Kabaran hamuru merdaneyle 2 mm kalınlığın da açarak bardakla kestim .Kızgın yağın içerise atarak bir kaç saniye sonra diğer tarafını çevirdim .Önemli olan yağın bol olması ve kızartmanın başında beklemek .Çok çabuk yanı veriyor aman dikkat .
Yanın da peynirle veya reçelle de tadına doyum olmuyor .Hepinize afiyet olsun .
 

3 Eylül 2012 Pazartesi

Tokat Gezisi ve Bağ Evleri


Yaz tatilin de 2 hafta kadar Tokat 'a gittim .Çocukluğumun geçtiği küçük ama sevimli Anadolu şehri tam anlamıyla Türkiye ve biz Türklerin bir aynası gibi .Uzun yıllardır İstanbul da Antalya da tatil yapmaktan bir türlü Tokat'a fırsat kalmamıştı .Vaktimiz sınırlı olunca annem bizim gideceğimiz şehre geliyor hem onu görüyor hem de deniz tatilimizi yapıyorduk .Ama artık hem akrabaları hem de Tokat'ı çok özlediğim için İstanbul dan sonra Otobüsle 14 saatlik bir yolculuk yaptıktan sonra Tokata a ulaştık .Bağlarıyla ,yeşillikleriyle ü aklımda kalan şehir adeta sevimsiz apartmanların dolduğu çöp y,çöplerin sokak kenarlarınada beklediği  bir şehre dönüşmüştü .200 yıllık bağlar dan geriye kalan ise 6  katlı apartmanlar ve  bir dolu süpermarketti.

Neyse ki bizim bağımız bozulmadan kalmıştı ,dedemin desinin dünyaya geldiği küçük bağ evin de annem  geleneği devam ettiriyordu .Tamamı dedelerden arkadaş olan komşular yazın şehre 5 km uzakta olan  bağ evlerine taşınıyor ,sıcak yaz günlerin de sebzelerini yetiştiriyor ,meyvelerini topluyor ,keyiflerini sürüyorlardı .Tamamen zevkü sefa için geçirilen bu günler şehrin boğucu sıcağından kaçmak için iyi bir alternatif oluyor.Mütahitler  ise şehrin son kalan bağlarına göz dikmiş ,ellerini ovuşturarak buralara da çirkin evlerinden dikmek için bekliyorlar .Umarım uzak dururlar bu güzellikten ,kimse de üç kuruş para için aile değerlerine ihanet edip  bu bağları satmaz.

Aşağıda ki resimler de  ise  belki 300 yıllık başka bir bağ evi var Tokattan .Teyzemlere ait olan bu bağ ben de  çok geceledim  küçükken .Ne yazık ki zamanın da çok büyük olan bağdan geriye pek birşey kalmamış sadece bağ evi ayakta .Aşağı da resimlerini göreceğiniz bağ evinin torunu eniştem ise isimsiz gerçek bir zanaatkar .Yıllardır yaptığı ahşap oymalar ,altın varak çalışmalar için söylenecek hiç bir şey yok .Sadece bir yetenek, yıllarca eğitimini alan insanlar bile bukadar yaratıcı olamazlar .Evlerinin herbir  köşesin de tarih ve yaratıcılık yatıyor.
 Tamamen el yapımı olan çerçeve ve altında ki etejere ne demeli ?Kenarlar da ise zamanın da gaz lambalarının konduğu bölümler var .Kimler buraya gazlambalarını astı hangi gelinler fanusları hergün yıkayıp temizledi kimbilir .

 Koltuk 100% ailenin el emeği .Oymalar evin beyinden kaplama ise hanımdan .Anlayacağınız karı koca marifetli.
 Antika sandık.
 Meşhur tokat sediri .Ama biz ona kısaca -Makat- deriz .Kulağa çok komik gelebilir ama koltuk veya sedir değil -makat-tır  O .Çok da rahattır .Arkasında içi saman dolu yastıklar ,üzerlerinde kaneviçi bembeyaz örtüler .Sırtını bir dayarsın ,ohhh ister sıcak günler de bir saat kestir ,ister  soğuk kış günlerin de odun sobası yanarken camdan dışarıyı seyret makattan.Keyfi çok başkadır.
 Altın varak çalışması yapılmış bir masa ,off ki ne offf .kim istemez bunu evin de ?
 Sandıkta eniştemin çalışması ,yıllardır yapıyor ahşap oymaları ,İstese bu işten çok para kazanabilirdi  ama sadece zevkine yapıyor bu sanat eserlerini .
 Bağ evinin salonundan bir köşe kendi elleriyle kapladıkları antika koltukları .Çok şükür kaloriferleri var artık .Yıllarca kocaman evi ısıtmak için üst kata odun ,kömür taşıdıklarını biliyorum .Tokat'ın ayazı soğuda adamın iliklerini dondurur .
 Teyzemin tüm hastalıklarına rağmen sabahın körün de bizim için yaptığı baklava .
En kısa süre de ayrı bir sanat eseri olan baklavanın tarifini kendisinden alıp size vereceğim.

İtiraf etmek gerekirse Tokat beni hayal kırıklığına uğrattı .Ben yıllar önceki çocukluğumda ki şehri beklerken yurdumuzun heryerin de olduğu gibi çirkin yapılaşma Tokatı da ele geçirmiş .Keşke bazı şeyler hiç değişmese hayatımız da modernleşmek ,yenilenmek güzel ama bazı  değerler güzellikler eskisi gibi kalabilse .Donsa ,dondurulsa ,bozulmasa.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...